Tarabya

FARMAKEUS > THERAPIA > TARABİYE > TARABYA

Muhteşem doğasının, temiz havasının, kıyı restoranlarının ve nezih sakinlerinin yanı sıra Tarabya, Antik Yunan’a kadar uzanan görkemli bir tarihe ev sahipliği yapıyor. Antik Yunan’da Farmakeus olarak anılan belde, 5. yy’da iyileştirici ve tedavi edici etkisi olduğuna inanıldığı için, bu anlamı taşıyan “Therapia” ismini alıyor. 16. yy’da ise II.Selim, sakin ve korunaklı bir koy olan Tarabya’yı deniz sefası yapmak ve balık yemek için mesken tutuyor. Çok sevdiği bu bölgeye, “keyif” anlamına gelen “Tarabiye” yi yakıştıran II.Selim, bölgenin günümüze evrilen isminin babası olmuş oluyor… Ayrıca M.S. 406’da, hasta olan Patrik Atik’in bölgeye yerleşmesinden sonra iyileşmesiyle Tarabya, Rumlar için de vazgeçilmez bir sayfiye yeri haline gelmiş.

Ve şimdi…

İstanbul’un göbeğinde, çocukların ormanda piknik yapmanın ne demek olduğunu bilerek büyüdüğü, sokak oyunlarını özgürce oynayabildiği; sizin sahil yürüyüşünden dönerken taze süt ve yumurtanızı kahvaltıya yetiştirebildiğiniz bir ütopya. Belgrad Ormanları’nın büyük bir uzantısı olan Çamlıtepe Ormanı, Tarabya’nın İstanbul’un en yeşil semti olmasında başrolü oynuyor. Ve Artı Tarabya ile bu orman arasındaki mesafe, evinizin balkonuna çıktığınızda ağaçların dallarına uzanabileceğiniz kadar.

Orman havasının yanı sıra Tarabya’nın bir artısı da denizden. Boğazdan gelen kuzey rüzgarları sayesinde bölgenin havası hiç kirlenmiyor.

İstanbul’un en korunaklı iki koyundan biri olması sebebiyle kıyısında hala balık yaşıyor, balıkçı tekneleri demir atıyor.

Kısacası özlemini çektiğiniz pastoral hayat, Artı Tarabya artısıyla Tarabya’da.